1. Dünya Savaşı Nedenleri Üzerine Bir Değerlendirme

 

 

 

 

 

’ Savaş İstiyoruz!’’

 

"En önce vuruldu ,bunu yazan."

                          Bertolt Brecht

 

                                 

 

 

 

 

 

 

 

                                                                                                        KARİKATÜR: 1914 / Verlag von Graht ve Kaspar

 

Birinci Dünya Savaşı’nın nedenleri veya ortaya çıkış sebepleri bütün tarihçiler tarafından ihtilaflı bir şekilde tartışıla gelmiştir. Sömürgecilik ve onun ileri boyutu olan emperyalizm, Birinci Dünya Savaşı’nın en önemli sebeplerinden bir tanesidir. Siyasi birliğini tamamlayan Almanya ve İtalya, sömürgecilik yarışında geri kalmış ve hammadde ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma gelmişlerdir. Bundan dolayı İngiltere ve Fransa’nın yaptığı gibi onlar da sömürülecek toprak arayışına girdiler. Dünya genelinde ise sömürgelerin sınırları kesişmeye başlamış ve çatışmalar Avrupa siyasetini derinden etkilemişti. Bir başka açıdan ise tarihi Alman-Fransız düşmanlığı, Birinci Dünya Savaşı’nın çıkmasında önemli bir rol oynamış ve hatta İkinci Dünya Savaşı’nın da temel sebeplerinden olmuştur. Ayrıca Balkanlarda Rusya ve Avusturya-Macaristan rekabetinin yanında, bu bölgelerdeki milliyetçilik akımının getirdiği bağımsızlık politikaları da bölgenin karışmasına yol açacak ve silahlanmanın önü açılacaktır.

 

Bu savaşta Almanya faktörünün yoğun olmasından dolayı, tarihsel olarak Kutsal Roma İmparatorluğu’nun çöküşünden itibaren savaşın sebeplerini tartışmak en doğrusu olacaktır. Otuz Yıl Savaşları ve Vestfalya Barışı (Detaylarına ayrı bir yazı ile değinilecektir) ile birlikte 1648 yılında Kutsal Roma İmparatorluğu büyük bir yıkıma uğrar ve çöküşü kesinleşir. Bunun sonucunda Almanya bölgesindeki topraklar, küçük devletler şeklinde ademi merkeziyet çerçevesinde siyasal ve ekonomik olarak zayıflar. Zayıflayan Habsburgların karşısında ise güçlenen bir Bourbonlar vardır. Bu denge ancak Bismarck Almanyası ile tersine dönecektir. Bu durumun anlaşılması için büyük savaş öncesi Avrupa’nın durumuna bakmak nedenlerin anlaşılmasında yararlı olacaktır.

Büyük Savaş Öncesi Avrupa ,1815 Viyana Kongresi’nden beri süren Avrupa uyumu (Avrupa ahengi) sistemi, kıtaya kısmı bir barış getirmiş olmasına rağmen bu süreç yeni dünyanın dinamikleriyle ne yazık ki uyumlu değildi. Bu uyumsuzluktan dolayıdır ki Avrupa uyumu kendisini uzunca süre koruyamayacak ve çökecektir. Çünkü bu sistemin kurucuları en başta Klemens von Metternich olmak üzere, oldukça zeki politikacılar olmalarının yanında milliyetçilik ve ulusçuluk akımlarını oldukça hafife almışlar ve bu akımların zoraki bir şekilde bastırılıp yok edilebileceğini düşünmüşlerdir. Fakat öyle olmayacağı çok açıktı çünkü bütün bir dünya Büyük Fransız Devrimi’nden beri kaynamaktaydı. Her ne kadar Metternich ve onun gibiler, bir daha Fransız İhtilalini yaşamamak için bu düzeni kurmuş olsalar dahi bu kurdukları düzenin milliyetçiliğe karşı yenileceği hesaplanabilir bir durumdu. 1830, 1848 İhtilalleri ve Almanya ile İtalya’nın siyasi bağımsızlıklarını ilan etmeleriyle birlikte Avrupa uyumu sistemi çökmüştür. Bu aralıkta size Viyana Anlaşması hakkında rafine bilgiler verelim.

Viyana Antlaşması

Fransız İhtilali’nden sonra imparator olan Napolyon, bütün Avrupa devletlerini hakimiyetine almak istemiş ve bu nedenle Fransa ile Avrupa devletleri arasında Napolyon Savaşları denen savaşlar başlamıştır. (1805-1815). Bu savaşların sonunda Napolyon mağlup olmuştur.Avrupa devletleri, Avrupa’da bozulan sınırları ve siyasi dengeyi yeniden düzenlemek ve Avrupa’nın geleceğini belirlemek amacıyla Viyana’da bir kongre toplamışlardır (1815). Osmanlı Devleti’nin katılmadığı bu kongreye 90 kadar devlet katılmışsa da kongreye Fransa’nın yenilmesinde etkili olan İngiltere, Rusya, Avusturya ve Prusya hakim olmuştur.

 

Bu Kongre Sonucunda:

 

  • Büyük devletlerin istekleri doğrultusunda Avrupa devletlerinin sınırları çizilmiştir.

  • Fransız İhtilali’nin yaydığı fikirler göz önüne alınmamış ve siyasi amaçlar öne çıkmıştır.

  • Sınırların çizilmesinde milliyet, din ve dil faktörleri önemsenmediği için Avrupa’da barış ve huzur sağlanamamıştır.

  • İngiltere, Rusya, Prusya ve Avusturya, kurdukları düzeni koruyabilmek için aralarında bazı antlaşmalar yapmışlardır.

  • Şark (doğu, orda doğu) meselesi ortaya atılmıştır.

  • Rusya, Osmanlı Devleti’nin paylaşılmasını istemişse de İngiltere’nin çıkarlarına ters düştüğünden kabul edilmemiştir.

  • Büyük devletler yeni topraklar kazanmıştır.

  • Mutlak Krallık sistemi devam ettirilmeye çalışılmıştır.

Viyana Kongresi Antlaşması’yla, Belçika ile Hollanda, İsveç ile Norveç birleşirler. Fransa, ihtilalden önceki sınırlarına geri çekilir. Napolyon’un son verdiği hükümet ve krallar ülkelerine dönerek tahtlarına yeniden sahip oldular. ( Devam Edecek)

 

                                                                                                                                                                                  Zuhal Yalçın